skip to Main Content

İngilizcede convergence diye adlandırılan yakınsama kavramı, çok farklı manalarda kullanılmakta, bu nedenle farklı şekillerde tanımlanmaktadır. Bundan ötürü, yakınsamanın doktrinde kabul görmüş ortak bir tanımı bulunmamasına rağmen, bu konsepti farklı noktaların birbirine yaklaşması ya da entegre olması şeklinde tanımlamak doğru olacaktır.

Telekomünikasyon sektörünün devlet tekelinden ayrılıp, rekabete açılması ile, telekomünikasyon şirketleri arasındaki rekabet bir dizi teknolojik gelişmeyi de beraber getirmiştir. Bu teknolojik gelişmeler telekomünikasyon, medya ve bilişim teknolojilerini birbirlerine yaklaştırmakla kalmamış, sadece geleneksel manada altyapı ve buna bağlı olarak hizmet veren oyuncuları dışlar hale gelmiştir.

yakınsama nedir

Günümüzde ise teknolojik gelişmeler (özellikle internet) vasıtasıyla telekomünikasyon, bilgi teknolojileri ve medya sektörlerindeki geleneksel sınırlar kaybolmaktadır. Buna bağlı olarak yakınsama kavramı; fen, doğa bilimleri ya da matematikten ziyade, telekomünikasyon alanında kullanılan bir kavram haline gelmiştir. Her ne kadar kavramın kullanıldığı alan spesifik eştirilmiş olsa bile, halen bu kavram üzerinde ortak bir tanıma varılamamıştır.

Telekomünikasyonda yakınsama kavramı ilk defa Rosenberg tarafından, Amerikan makine endüstrisine ilişkin yazdığı makalede, yakınsak teknolojiler adı altında kullanılmıştır. 1963 yılındaki ilk kullanımdan sonra yakınsama farklı sektörlerde değişik şekilde kullanılır hale gelmiştir. Blackman ise yakınsamayı telekomünikasyon ve görsel-işitsel sektörleri etkileyen; teknoloji, hizmet, endüstri yapısı ve hükümet politikalarında çeşitli değişim trendleri şeklinde tanımlamıştır.

Görüldüğü üzere Blackman’ın tanımı net bir şekilde telekomünikasyonda yakınsamanın ne olduğunu ortaya koymamakla birlikte, bu tanım, yakınsama kavramının günümüzdeki tüm alanlarını kapsar niteliktedir. Blackman’in tanımına benzer bir başka tanımsa, Altaş tarafından yapılmıştır. Fakat bu tanımın ikinci kısmında genel manada yakınsama tanımından ayrılınmış ve yakınsama; sabit telekomünikasyon sistemlerinin maliyetinin ucuz; mobil sistemlerin ise esnek olmasından yararlanmak suretiyle bu sistemlerin birleştirilmesi şeklinde tanımlanmak suretiyle, pazara ve hizmetlerin yakınsamasına daha yakın bir çerçeveye oturtulmuştur.

Avrupa Komisyonu’nun 1997 tarihli Yeşil Belgesinde ise yakınsama; farklı şebeke platformları aracılığıyla benzer hizmet çeşitlerinin taşınması ya da telefon, televizyon ve kişisel bilgisayar gibi tüketici aygıtlarının bir araya getirilmesi olarak ifade edilmektedir. Tanımlamadan anlaşılacağı üzere, Yeşil Belgedeki yakınsama kavramı genel manada iki kısma ayrılmaktadır. Tanımın birinci kısmı altyapı katmanındaki yakınsamayı ikinci kısmı ise cihazların yakınsamasını ifade ettiğinden, bu tanımın telekomünikasyonda yakınsama kavramını tam manaı ile içine alan bir kavram olmadığını belirtmek doğru olacaktır.

OECD ise yakınsamayı geleneksel silo mimarisinden, başka bir ifade ile her bir hizmetin belirlenmiş bir şebeke (mobil, sabit, kablo TV, IP) ile verildiği yapıdan, tüm iletişim hizmetlerinin çeşitli şebekeler üzerinden kopukluk olmadan ve birçok platform üzerinden interaktif bir şekilde verilmesine doğru geçiş olarak tanımlamaktadır. Aynı zamanda OECD, ilgili raporunda 20. yüzyılın son çeyreğinden beri telekomünikasyon ve medya sektörlerindeki sayısallaşma ve yakınsama dolayısıyla; o güne kadar var olan düzenlemelerde değişikliğe gidildiğini, bu değişikliklerde de internetin büyük etkisi olduğunu vurgulamıştır.

Sektörler arası yakınsama baz alınarak yapılmış bir başka tanıma göre ise yakınsama; Telekomünikasyon teknolojileri, geleneksel olarak, ses, resim ve hareketli görüntünün ekonomik ve etkin bir şekilde kullanıcıları arasında aktarımını kapsamaktadır. Teknolojideki gelişmeler sonucunda, bilişim ve telekomünikasyon teknolojilerinin kapsadığı alanlar birbirleriyle hızla örtüşmeye başlamış, daha doğrusu bu teknolojiler birbirinin içine girmiştir. Telekomünikasyon ve bilişim teknolojilerinin bu şekilde örtüşmesi “yakınsama” (convergence) olarak da adlandırılmaktadır şeklinde ifade edilmiştir.

Yukarıdaki tanımlar ışığında, telekomünikasyonda yakınsama, kanımca, kapitalist ekonomik sistemleri benimsemiş sektör oyuncularının, teknolojik gelişmeler ve nihai tüketicilerin sadeleşme talepleri doğrultusunda, gerek altyapıda gerekse altyapıdaki tekleşmeden dolayı hizmetlerin ve cihazların entegre olması ve buna bağlı olarak medya ve bilişim sektöründe (şirket devralmaları şirketlerin birleşmesi vs. aracılığıyla) bütünleşme şeklinde tanımlanabilir.

Yakınsama Seviyeleri

Yukarıda bahsi geçen açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, yakınsamanın farklı tanımları ve buna bağlı olarak farklı seviyeleri bulunmaktadır. Oysa telekomünikasyonda yakınsamayı dört farklı ana grupta kategorize etmek mümkün görünmektedir. Bunlar;

  • Altyapıda (Taşımada) Yakınsama
  • (IP ve İSS olarak adlandırılan) Katmanda Yakınsama
  • Uygulamada ve İçerikte Yakınsama
  • Bilgi Teknolojileri ile Yakınsama

Altyapıda yakınsama; kısaca farklı şebekelerin birbirleri ile bütünleşmesi şeklinde tanımlanabilir. Tarihsel manada açıklamak gerekirse, altyapıda yakınsamayı geleneksel manada temel telekomünikasyon hizmetleri yürütmekte olan şebekelerden; ses, veri, görüntü gibi birçok hizmeti farklı tip kullanıcılara taşıyabilen IP ve fiber optik şebekelere geçiş şeklinde ifade etmek mümkündür.

Genişbant hizmet kapasitesine sahip olan bu şebekeler sayesinde günümüzde kullanıcılar; ses iletiminin yanı sıra müzik indirme, görüntülü konuşma, mobil telefondan televizyon izleyebilmeye kadar bir dizi farklı hizmetten yararlanabilmektedirler. Katmanda yakınsama ise; altyapıdaki yakınsamaya bağlı olarak, aynı kablolar üzerinden farklı verilerin trafiğinin sağlanabilmesi şeklinde özetlenebilir. IP olarak adlandırılan İnternet Protokolü de bir uygulama teknolojisi olarak, müşterek seviyedeki bütün veri trafiğini –özellikle internet ve ses trafiğini- yürütebilmekte ve bu katmandaki yakınsamanın en güzel örneklerinden birini oluşturmaktadır.

Sınırları altyapı ve IP katmanından daha kolay ayrılabilen bir başka yakınsama türü ise son kullanıcıyı en fazla ilgilendiren içerik yakınsamasıdır. Bu yakınsama türü aynı zamanda cihazda yakınsamayı da beraberinde getirir. Bu yakınsamış teknolojiler sayesinde nihai kullanıcının anten, radyo, bilgisayar gibi birçok arayüzü birlikte bulundurma zorunluluğu ortadan kalkmaktadır. Kaldı ki internet başlı başına bu yakınsama türüne hizmet eder niteliktedir. Örnek vermek gerekirse internete girme yeteneğini haiz herhangi bir telefon -3G teknolojisi sayesinde- hali hazırda ses, görüntü, veri paylaşımı yapabilmektedir.

Telekomünikasyon ve bilgi teknolojileri arasındaki yakınsama ise tüm bu alt seviyelerdeki yakınsamanın bir sonucu olarak kabul edilebilir. Bu yakınsama türünün karakteristik özelliğini, geleneksel manada ayrı işlevlerle – tarihsel açıdan farklı üretim ve rekabet alanlarına dahil olan sektörlerin- tek bir kaynakta bir araya gelmesi oluşturur. OECD ise 2007 tarihli yakınsamaya ilişkin raporunda yakınsamayı biraz daha farklı bir biçimde kategorize etmiştir. Yukarıda belirtilmiş temel dört seviyeden farklı olarak OECD raporunda;

  • Düzenleme ve kurumlarda yakınsama,
  • Pazarda yakınsama şeklinde iki ayrı kategori daha ortaya koymuştur. Bununla birlikte yakınsamanın sadece telekomünikasyon sektörünü değil, medya içerik sağlayıcıları, yazılım sektörü ve üreticiler gibi başka alanları da çeşitli seviyelerinde etkilediğini de ifade etmiştir.

Yakınsamanın Kısa Tarihçesi ve Günümüz Yakınsak Teknoloji Örnekleri

Altyapı katmanındaki 1960’lardan günümüze kadar gelişmekte olan bir süreç iken, IP ve İSS katmanındaki yakınsamanın öyküsü daha yenidir. Yakınsama eski ismi ile entegrasyon- politik manada desteklenmesi gereken bir olgu iken, tarihte başarısız örneklerinin olduğu da bir gerçektir.

1975’te Uydu İşletim Sistemi ses (Satellite Business System), veri ve video aktarımında birincil teknoloji olarak karşımıza çıkmıştır. Bu sistem sayesinde uydu ile erişim sağlanarak ses veri ve görüntü aktarılabilmiştir.

1982’de ise PBX (Public Branch Exchange) birincil teknoloji şeklinde lanse edilmiştir. Bu teknoloji ile sadece belirli bir alana özel olarak, örneğin bir şirkette, şebeke kurulması sağlanmış bu şebeke dışa karşı birkaç telefon ile açılmıştır. 1988’de ise darbant ISDN (Integrated Services Digital Network) yerel ağ aracılığıyla ses veri görüntü ile birlikte grafik aktarımı da sağlayarak öncü teknoloji konumuna yükselmiştir.

1997 yılında ise ION (Integrated on Demand) bu serüvene öncül teknoloji olma hedefi ile yola çıkmıştır. ION teknolojisinin temel dayanağını ses, görüntü, veri ve internet hizmetlerin yüksek hızlı tek bir merkez üzerinden iletimini içermekteydi. Fakat ION teknolojisi yaklaşık 5 milyon dolara mal olmasına rağmen sadece dört bin müşteri elde edebilmiştir. Bu başarısızlığın nedenleri arasında ise düşük kalitede ses iletimi, iyi işlemeyen müşteri servisleri, zayıf bağlantılar gösterilebilir. Kısacası ION, telefon endüstrisinin 100 yılda yaptığını 3 yılda başarmak istemiştir.

IP Işığında Günümüz Yakınsak Teknoloji Örnekleri: IP ve IPTV

Tarihsel süreçteki farklı yakınsak teknoloji örnekleri bir yana bırakılacak olursa IP tabanlı şebekelerin geleneksel manada kullanıldığı alan olan internet hizmetinin dışına çıkması ile birlikte IP teknolojisi günümüzün birincil teknolojisi konumuna yükselmiştir.

İlk defa 1974 yılında Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Enstitüsü’nce basılan bir makalede adı geçen bu şebeke ile; günümüzde, sadece internet değil geleneksel manadaki şebekelerin yerini alacak şekilde televizyon manaında yayın ve telefon manaında ses hizmetleri de verilebilmektedir. Bu bağlamda VoIP ve IPTV hizmetlerine kısaca değinilecek olursa; VoIP (Voice Over IP) ile genel manadaki tüm ses hizmetleri IP şebekesi üzerinden verilebilmektedir.

Bilindiği üzere temel ses hizmetleri geleneksel telekomünikasyon şebekeleri üzerinden yürütülmektedir. Fakat bu şebekelerin birçok ülkede özelleştirme kapsamında ilk başta tek bir şirkete verildiğinden bu şirketler tüm şebeke hakimiyetini ellerinde bulundurmakta ve dolayısıyla piyasada hakim güç konumunda bulunmaktadırlar. Her ne kadar çeşitli regülasyonlarla, bu şirketlerin şebekelerini diğer şirketlere açmasına ilişkin düzenlemeler bulunsa da, bu düzenlemelerin piyasadaki giriş engellerini tam manaıyla bertaraf ettiğinden söz edilemez.

Bu kapsamda IP teknolojisi bir çözüm yolu olarak görülmektedir. Telekomünikasyon sektörüne temel hizmet olan ses iletimi kapsamında IP teknolojisinin girmesi ile birlikte, pazardaki giriş engelleri azalmış, piyasaya yeni katılan oyuncuların sayısı ve alt pazarların çeşitliliği artmış ve bu sayede verilen paket hizmetlerde artışlar olmuştur. Ancak halen geleneksel manadaki telekomünikasyon şebekesi birçok ülke piyasasında etkin konumunu korumaktadır. Bunun en büyük sebeplerinden biri VoIP’in geleneksel manada sunulan ses hizmetindeki kaliteyi her noktada sağlayamıyor ve PSTN şebekesindeki kalite standardını garanti edemiyor olmasıdır.

IPTV, IP şebekesi kullanılarak sunulan televizyon yayınıdır. IPTV’de kablolu ya da dijital mahiyetteki televizyon yayınından farklı olarak talebe bağlı izleme özelliğine sahiptir. Bu sayede nihai kullanıcı geleneksel manada olduğu gibi bütün kanallara anında erişime sahip olmamakla birlikte, istediği kanallara erişebilmekte ve yayın akışının istediği zaman dilimini kaydedebilme özelliğini haiz bulunmaktadır.

Yakınsama Kavramı

ITU (International Telecommunication Union), yakınsamayı “geçmişte ayrı teknoloji, piyasa ya da politikalarla tanımlanmış endüstri yapılarını bir araya getiren (entegre eden) teknolojik, hukuki, pazara ilişkin ya da düzenleyici kapasite” olarak tanımlamakta ve yakınsamanın; geleneksel olarak ülke sathında kontrol edilebilen birçok hizmet ve bilgi kaynağının dünya genelinde sunulabilmesini mümkün kılması dolayısıyla, önemli uluslararası bir bileşeni de ihtiva ettiğine dikkat çekmektedir.

Yakınsama farklı seviyelerde gerçekleşmektedir. Bu seviyeler teknoloji ve şebekeler, sanayi birleşme ve devralmaları, hizmet veya pazarda ve son olarak da politika ve düzenlemelerde yakınsama şeklinde sıralanabilir. Bu yüzden yakınsama birçok farklı şekilde tanımlanabilmektedir.

Avrupa Komisyonunun Yeşil Belgesinde (Green Paper), yakınsama teriminin net bir tanımının yapılmasından kaçınılmakla birlikte, genel olarak farklı şebeke platformları aracılığıyla benzer hizmet çeşitlerinin taşınması ya da telefon, televizyon ve kişisel bilgisayar gibi tüketici aygıtlarının bir araya getirilmesi olarak ifade edilmektedir.

Blackman, yakınsamanın; telekomünikasyon ve görsel-işitsel sektörleri etkileyen teknoloji, hizmet, endüstri yapısı ve hükümet politikalarında birçok değişim trendinden algılananlar olarak tanımlanabileceğini ifade etmektedir.

IRG (Independent Regulators Group, Bağımsız Düzenleyiciler Grubu) tarafından hazırlanan yakınsama raporunda yakınsama, şebekelerin yeteneklerinin geliştirilerek çoklu hizmet sunulmasına olanak sağlayan teknolojik ilerlemeler olarak tanımlanmış olup bu tanım, aynı zamanda belirli bir hizmetin, pek çok değişik şebeke üzerinden verilebilmesini ifade etmektedir.

Yakınsamanın en yaygın kullanılan tanımlarından birisi de farklı alanların dairelerle gösterildiği ve bu dairelerin birbirine doğru yaklaştığı, en sonunda da tek bir birleşik pazar veya varlık haline dönüşeceğini ifade eden şekil ile gösterimidir. Yakınsama için yapılan birçok tanımda bu şeklin ifade ettiği bir araya gelme ve sınırların belirsizleşmesi temel alınmaktadır.

Dijital yakınsama olarak da adlandırılan teknolojik yakınsama, başlangıçta ilgisiz olan teknolojilerin geliştikçe ve ilerledikçe daha yakından entegre olma ve hatta birleşik hale gelme eğilimidir. Örneğin, saatler, telefonlar, televizyon, bilgisayarlar ve sosyal medya platformları ayrı ve çoğunlukla ilgisiz teknolojiler olarak başladı, ancak dijital elektronik ve yazılımın ortak unsurlarını paylaşarak birçok yönden telekomünikasyon ve medya endüstrisinin birbiriyle ilişkili parçalarına yakınlaştı.

“Yakınsama, toplumun ilgili fiziksel veya sosyal ekosistemi değiştirmek için yeni soruları yanıtlamasına izin vermek için ortak bir amaç için bilgi, araç ve insan faaliyetinin tüm ilgili faaliyetlerinin derin bir entegrasyonudur. İlgili ekosistemdeki bu tür değişiklikler yeni eğilimler, yollar açar. ve sürecin sonraki farklı aşamasındaki fırsatlar”.

Siddhartha Menon, Politika girişimi Dilemmas on Media Convergence: A Cross-National Perspective’de yakınsamayı entegrasyon ve dijitalleşme olarak tanımlar. Burada entegrasyon, “telefon, veri yayını ve bilgi teknolojisi altyapıları gibi çeşitli medyaların tek bir kesintisiz çok amaçlı ağ mimarisi platformunda birleştirilme derecesi ile ölçülen bir dönüşüm süreci” olarak tanımlanmaktadır.

Dijitalleşme, fiziksel altyapısıyla değil, içeriği veya ortamıyla tanımlanıyor. Jan van Dijk, “dijitalleştirmenin, sinyalleri birler ve sıfırlardan oluşan baytlara bölmek manaına geldiğini” öne sürüyor. Yakınsama, Blackman, 1998 tarafından teknoloji hizmetlerinin ve endüstri yapılarının evriminde bir trend olarak tanımlanır.

Yakınsama daha sonra daha spesifik olarak telekomünikasyon, bilgi işlem ve yayıncılığın tek bir dijital bit akışında bir araya gelmesi olarak tanımlanır. Mueller, yakınsamanın gerçekten tüm medya türlerinin tek bir teknoloji tarafından ele geçirilmesi olduğu ifadesine karşı çıkıyor: dijital bilgisayarlar.

Medya Yakınsaması

Medya teknolojik yakınsaması, teknoloji değiştikçe, farklı teknolojik sistemlerin bazen benzer görevleri yerine getirme eğilimidir. Dijital yakınsama, dört endüstrinin tek bir holding, ITTCE (Bilgi Teknolojileri, Telekomünikasyon, Tüketici Elektroniği ve Eğlence) içinde birleşmesi manaına gelir.

Ses (ve telefon özellikleri), veri (ve üretkenlik uygulamaları) ve video gibi önceden ayrı teknolojiler artık kaynakları paylaşabilir ve birbirleriyle sinerjik bir şekilde etkileşime girebilir. Telekomünikasyon yakınsaması (“ağ yakınsaması” olarak da adlandırılır) gelişmekte olan telekomünikasyon teknolojilerini ve birden çok iletişim hizmetini tek bir ağa taşımak için kullanılan ağ mimarisini tanımlar. Spesifik olarak, bu, telefon ve veri iletişimi gibi önceden farklı medyaların, çoğu akıllı telefonun telefon görüşmesi yapabilmesi ve web’de arama yapabilmesi gibi tek bir cihaz üzerindeki ortak arayüzlerde birleştirilmesini içerir.

Medya yakınsaması, internetin evrimi ve popülerleşmesinin bir sonucu olarak ortaya çıkan bilgi işlem ve diğer bilgi teknolojileri, medya içeriği, medya şirketleri ve iletişim ağlarının yanı sıra ortaya çıkan faaliyetler, ürünler ve hizmetlerin birbirine bağlanmasıdır. dijital medya alanı. Çok düzeyli medya yakınsaması süreciyle yakından bağlantılı olarak, medya ve iletişim sektörünün farklı alanlarında da medya ayrışması terimi altında özetlenen birkaç gelişme vardır.

İş, hükümet, sanat, gazetecilik, sağlık ve eğitim gibi kurumsal faaliyetlerin ve sosyal yaşamın tüm yönleri, büyüyen bir ağ boyunca bu dijital medya alanlarında giderek daha fazla gerçekleştirildiğinden, birçok uzman bunu buzdağının görünen kısmı olarak görüyor. bilgi ve iletişim teknolojisi cihazlarının Bu konuya ayrıca birçok farklı işletim sisteminin farklı protokoller aracılığıyla iletişim kurabildiği bilgisayar ağlarının temeli de dahildir.

VoIP, IPTV, Smart TV ve diğerleri gibi yakınsak hizmetler, eski teknolojilerin yerini alma eğilimindedir ve bu nedenle pazarları bozabilir. IP tabanlı yakınsama kaçınılmazdır ve piyasada yeni hizmetler ve yeni taleplerle sonuçlanacaktır. Eski teknoloji, kamuya ait ortak hizmete dönüştüğünde, IP tabanlı hizmetler erişimden bağımsız veya daha az bağımlı hale gelir. Eski hizmet erişime bağlıdır.

Ağ Yakınsaması

Ağ yakınsaması, tek bir ağ içinde telefon, video ve veri iletişim hizmetlerinin sağlanmasını ifade eder. Başka bir deyişle, bir şirket her türlü iletişim için hizmet sağlar. Ağ yakınsaması, öncelikle teknolojinin ve talebin gelişmesiyle yönlendirilir. Kullanıcılar daha geniş bir hizmet yelpazesine erişebilir, daha fazla servis sağlayıcı arasından seçim yapabilir. Öte yandan yakınsama, hizmet sağlayıcıların yeni iş modellerini benimsemelerine, yenilikçi hizmetler sunmalarına ve yeni pazarlara girmelerine olanak tanır.

“Yakınsama”nın bir sözlük tanımı, analiz için bir başlangıç ​​noktası sağlar: “yakınsama eylemi ve esp. birlik ya da tekdüzeliğe doğru hareket etmek.” 1996 yasasıyla şekillendirilen yeni düzenleyici çerçeve, şirketlerin işlerini yeni pazarlara genişletmeleri için giriş engelini ortadan kaldırdı. Yerel döviz taşıyıcılarının uzun mesafe pazarında ve hatta video ve geniş bant pazarında bir iş kurmasına izin verilir. Öte yandan, kablo TV ve video hizmetleri “bilgi hizmetleri” olarak düzenlendiği için kablo şirketlerinin telekomünikasyon pazarına lisans başvurusunda bulunmadan girmelerine izin verilmekte ve ağır düzenlemelerden muaf tutulmaktadır. Bant genişliğinin sınırlı olması nedeniyle iki yönlü iletişim ses ve metinle sınırlandırılmıştır; yayın medyası, tek yönlü karakterleri ve spektrumun mevcudiyeti ile sınırlandırılmıştır.

Günümüzde teknoloji geliştirme, şiddetli rekabet ve kuralsızlaştırma, birkaç farklı iletişim hizmeti pazarını birleşik bir pazara dönüştürmüştür. Telekomünikasyon dünyasında yakınsama, bilgiyi farklı ağlar içinde ayrı ayrı taşımak yerine, ses, veri ve video dahil tüm bilgi türlerinin her tür ağda manipüle edilmesi yerine tek bir ortamın kullanımına doğru ilerlemek manaına gelir. Yakınsak ağda, kullanıcıya daha iyi, daha esnek hizmet sağlamak için farklı bilgi biçimleri yeniden tasarlanabilir.

Örneğin, telefon ağları veri iletebilir ve video ve kablo ağları ses hizmetleri sağlayabilir. Medya yakınsamasının meydana gelmesinin nedeni, hem kurumsal hem de tüketici gelişmelerinden kaynaklanmaktadır. AT&T ve Verizon, IP ve Taşıma ağlarını iki farklı ağda ayırması gereken birçok hizmet sağlayıcıdan biridir. Bunlar, her şirketin farklı bölümleri tarafından oluşturulur ve yönetilir, bu da genel yönetiminde ve kaynakların aşırı kullanımında artışa neden olur.

Türleri

Yakınsama, hizmetler ve iş yapmanın ve toplumla etkileşimin yeni yolları hakkındadır. Temel ağ yakınsaması türü, çeşitli ağ türlerinin belirli ortak standartlar ve protokoller dahilinde bağlanmasına izin veren, platformlar ve ağlar arasındaki kombinasyon ve bağlantıdır.

İkinci tür telekomünikasyon hizmetlerinin yakınsaması olup, firmaların geleneksel olarak ayrı ağlar gerektiren çeşitli iletişim hizmetlerini sağlamak için tek bir ağ kullanmalarına izin verir; buna genellikle ABD’de üçlü oyun veya dörtlü oyun denir.

Üçüncü tip, pazar yakınsamasıdır. Yakınsak ağ, şirketler arasında birleşmeleri, satın almaları ve işbirliklerini teşvik edecektir. Eski ve yeni birden fazla hizmet sunmak ve farklı pazarlara hitap etmek için yeni ticari kuruluşlar oluşturulur. Dijital teknoloji, hem geleneksel hem de yeni iletişim hizmetlerinin – ses, veri, ses veya resim – birçok farklı ağ üzerinden sağlanmasına olanak tanır. İster evde, ister ofiste veya sınıfta olsun, insanlar isteğe bağlı video, etkileşimli televizyon, İnternet, kişisel dijital asistanlar vb. gibi yakınsamanın getirdiği kolaylıkların ve eğlencenin tadını çıkarıyor. Teslim edilen ürün ve hizmetlere örnekler:

  • İnternet üzerinden ev bankacılığı ve evden alışveriş,
  • İnternet Protokolü Üzerinden Ses (VoIP);
  • Cep telefonu ağları üzerinden e-posta, veri ve World Wide Web erişimi ve sabit telekomünikasyon ağlarına bağlanmak için evlere ve işyerlerine kablosuz bağlantıların kullanılması;
  • Dijital yayın platformları üzerinden veri hizmetleri;
  • Web-TV gibi sistemler aracılığıyla televizyonla birleştirilmiş çevrimiçi hizmetler ve ayrıca dijital uydular ve kablolu modemler aracılığıyla dağıtım;
  • Haber, spor, konser ve diğer görsel-işitsel hizmetlerin internet üzerinden yayınlanması

Telekomünikasyon ve bilgi hizmetleri

Yakınsak bir ağ ortamında, belirli ağ teknolojilerine sahip belirli hizmetler farklı düzenleyici işlemler alacaktır. 1996 Yasası, farklı ağ teknolojileri tarafından sağlanan hizmetler için farklı düzenleyici kategoriler yarattı. Başka bir başlıkta telekomünikasyon hizmetlerini ve kablo hizmetlerini düzenlemek için mevcut düzenleyici çerçevenin yanı sıra, 1996 Yasası, “telekomünikasyon hizmetlerinden” farklı olan ve telefon veya kablo düzenlemesine tabi olmayan bir hizmet kategorisi “bilgi hizmetleri” tanımlamaktadır. “Bilgi hizmetleri”, telekomünikasyon yoluyla bilgi üretme, edinme, depolama, dönüştürme, işleme, alma, kullanma veya kullanıma sunma yeteneğinin sunulmasından oluşur. Örneğin, İnternet protokol teknolojisi kullanılarak sağlanan ses ve video hizmetleri “bilgi hizmetleri” olarak sınıflandırılabilir ve bu nedenle geleneksel ses veya video düzenlemesine tabi değildir.

1996 tarihli telekomünikasyon hizmetleri ve bilgi hizmetleri arasındaki ayrım, düzenlemeye tabi olan “temel” hizmetler ile Komisyonun seçmediği “gelişmiş” hizmetler arasında ayrım yapan 1970’lere dayanan bir dizi FCC Kararı ve kararının bir sonucuydu. geliştirmelerini ve dağıtımlarını teşvik etmek için düzenlemek. Kanun, tüm telekomünikasyon hizmetleri sağlayıcılarına “…diğer telekomünikasyon taşıyıcılarının tesisleri ve ekipmanlarıyla doğrudan veya dolaylı olarak…” birbirine bağlanma görevi yüklemektedir. geliştirmelerini ve dağıtımlarını teşvik etmeye çalışıyor.

1996 yasasıyla şekillendirilen yeni düzenleyici çerçeve, şirketlerin işlerini yeni pazarlara genişletmeleri için giriş engelini ortadan kaldırdı. Yerel döviz taşıyıcılarının uzun mesafe pazarında ve hatta video ve geniş bant pazarında bir iş kurmasına izin verilir. Öte yandan, kablo TV ve video hizmetleri “bilgi hizmetleri” olarak düzenlendiği için kablo şirketlerinin telekomünikasyon pazarına lisans başvurusunda bulunmadan girmelerine izin verilmekte ve ağır düzenlemelerden muaf tutulmaktadır. Ayrıca telefon şirketleri telekomünikasyon hizmetleri için altyapı desteğine ihtiyaç duyduklarında kendi loop’larını ve ağlarını kablo şirketleri ile birbirine bağlamalıdır.

Kaynaklar:
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/398134
https://www.btk.gov.tr/uploads/pages/slug/yakinsama-telekomunikasyon-ve-medya-sektorleri-acisindan-duzenlemelere-etkiler.pdf
https://en.wikipedia.org/wiki/Network_convergence