skip to Main Content

2021’in Başlarında 5G’nin Durumu

Küresel Mobil Tedarikçiler Derneği (Global Mobile Suppliers Association) GSA, piyasada hangi tür 5G cihazlarının mevcut olduğunu takip etme konusunda harika bir iş çıkartmaktadır. Söz konusu kuruluş son olarak 5G cihazlara ilişkin Şubat 2021 dönemini içeren bir raporun özetini yayımladı. Bu raporda şimdiye kadar duyurulan 588 adet 5G cihazın 365’inin (toplam rakamın % 62’si) hâlihazırda ticari olarak kullanılmakta olduğu belirtiliyor. 365 cihaz demek son üç ayda mevcut cihaz sayısında %46,6’lık bir artış anlamına gelmektedir ki bu da kullanılan 5G cihazlarının ciddi anlamda arttığı anlamına geliyor.

Özeti yayımlanan raporun tamamı incelendiğinde piyasada satılan cihazların 251’inin akıllı telefon olduğu görülmektedir, bu kategoride sadece geçen ay 18 adet artış olmuştur. Kalan cihazların 42’si sabit kablosuz müşteri tesis ekipmanı (hem iç hem de dış), 74’ü modül, 31’i yönlendirici/ağ geçidi/modem, 28’si etkin nokta, 11’i dizüstü bilgisayar, 8’i tablet ve 29’u diğer kategorideki cihazlardır. GSA tarafından hazırlanan aşağıdaki grafik, duyurulmuş ve ticari olarak kullanılmakta olan 5G cihazlarının sayısını gösteriyor. Neredeyse tüm büyük akıllı telefon satıcıları, 5G cihazlarının büyüme ve karlılıklarının önemli bir bölümünü oluşturduğunu ifade etmektedir. Ancak 5G cihazlarının şu anki durumuyla ilgili olarak ilginç bir durum vardır ki o da, cihaz fiyatlarının geçen yıldan itibaren düşüyor olmasıdır.

MediaTek ve Qualcomm gibi tedarikçilerin ana akım ve hatta giriş seviyesi cihazlar için çipli sistemler ve modemler sağlamasıyla birlikte, LG K92 5G gibi bazı 5G telefonların 199 ABD doları gibi düşük fiyatlarla satışı başladı. Biraz daha pahalı, ancak genele göre yine de çok daha ucuz kalan Motorola One 5G ve OnePlus Nord N10 5G’nin her ikisi de 299 dolara satılmaktadır. MmWave destekleyen cihazlarda dahi fiyat düşüşleri yaşanıyor. TCL’nin Verizon için tasarladığı 10 5G UW isimli cihazın fiyatı 399 dolardan başlamaktadır. TCL 10 5G UW, 5G mmWave sinyalini en az diğer cihazlar kadar iyi almaktadır. Ayrıca, 5G’nin genellikle belirli 5G modellerinde bulunan ultra premium bir özellik olduğu 2020 yılının başlarıyla günümüz karşılaştırıldığında, hâlihazırda 5G’li çok sayıda amiral gemisi telefon bulunmaktadır.

Günümüzde Apple’ın amiral gemisi iPhone 12 grubu içerisinde bulunan, iPhone 12 Mini, iPhone 12, iPhone 12 Pro ve iPhone 12 Pro Max 5G desteği ile birlikte sunuluyor. (ABD içindeki tüm modellerde mmWave 5G desteği de bulunmaktadır). Samsung, bu yıl Galaxy S21 ile devam eden amiral gemisi Galaxy serisinde Galaxy S20’den bu yana 5G’yi desteklemektedir. Bu yıl farklı olan şey ise, Samsung’un S21’in üç farklı modelinde de mmWave 5G’yi desteklemesi olmuştur. Çünkü 2020’de yalnızca S20+ ve S20 Ultra, belirli Snapdragon varyantlarında mmWave desteğine sahip olarak piyasaya sürülmüştür. Apple ve Samsung’a ek olarak, Huawei, Oppo, Vivo, OnePlus, Xiaomi ve diğer markaların büyük bir bölümü, birçoğu 6 GHz altı 5G bantlarını destekleyen dünya çapındaki çok sayıda pazarda çok sayıda 5G cihaza sahiptir. Ancak, Oppo, Vivo ve OnePlus’ın hepsinin BBK şirketler ailesinin altında olduğunu ve bu 5G cihazları arasındaki çizginin bulanıklaşmaya devam ettiğini unutmamak yerinde olacaktır.

5G artık çoğu akıllı telefon kategorisinde standart bir özellik haline geldi. Daha fazla sayıda çip üreticisinin 5G cihazlar için daha düşük maliyetli yongalar sunmasıyla 5G cihazların ortalama fiyatlarının düşüş eğilimine devam edeceği düşünülmektedir. Kısacası 2020, 5G’nin tüketiciler için çok daha erişilebilir hale geldiği yıl oldu.

3GPP’nin Durumu ve Standartlar

3. Nesil Ortaklık Projesi olarak adlandırılan ve yedi farklı standart düzenleyici kuruluş tarafından mobil teknolojilerdeki standartları belirlemek için kurulmuş olan 3GPP’nin 5G’ye ilişkin hazırladığı Sürüm 16 isimli spesifikasyon 2020’de tamamlanmış ve kabul edilmiştir. Endüstrinin büyük bir kısmı 5G hizmetlerini bahsi geçen 3GPP spesifikasyonu üzerine inşa ediyor. 3GPP spesifikasyonu bir standart olmamakla birlikte, farklı standartlar arasında birlikte çalışabilirliği sağlamak için etkin bir şekilde kullanılmaktadır. Bir örnek vermek gerekirse, IMT-2020 5G standardı, 3GPP’nin belirlediği kurallara göre şekillenmekte ve Sürüm 16, bu kuralları küresel olarak kullanılan diğer IMT-2020 standartlarıyla uyumlu hale getirmektedir. Sürüm 16, 3GPP spesifikasyonunun ve genel 5G standardının ikinci aşaması olup pek çok yeni hizmeti mümkün kılmakta ve 5G’nin yaygınlığını yeni endüstrilere doğru genişletmektedir. Sürüm 16 ayrıca, birlikte sürüş, otomatik sürüş, genişletilmiş sensörler ve uzaktan sürüş gibi özelliklerin eklenmesiyle otomotiv sektörü için geliştirilen Araçtan Her Şeye (Vehicle to Everthing – V2X) isimli protokolün üçüncü aşamasını da içeriyor.

Bütün bunlara ek olarak Sürüm 16, her ikisi de 5G için büyük fırsatlar olarak nitelendirilen endüstriyel nesnelerin interneti (IoT) ve ultra güvenilir düşük gecikmeli iletişim (URLLC) protokolleri için de iyileştirmeleri kapsamaktadır. Sürüm 16’da, 5G hizmetini genişletmeye yardımcı olacak 5G uydu erişimi desteği ve demiryolları için mobil iletişim gibi ek özellikler de bulunmaktadır.

Ayrıca parazit azaltma, kendi kendini organize eden şebekeler, eMIMO, konum ve konumlandırma, mobilite geliştirmeleri gibi birçok 5G verimlilik iyileştirmesi de yapıldı. Sürüm 16 bunlara ek olarak, lisanssız spektrumda 5G’nin kurumsal uygulamalarını genişleten ve işletmecilere ihtiyaç duyulan yerlerde kapasiteyi artırma fırsatı veren 5G NR desteği de sunmaktadır. Sürüm 16, 5G hizmetlerinde günümüzde ve gelecekte başarı sağlamak için 5G spesifikasyonu ve standartlarını belirlemektedir. 16’nın devamı niteliğindeki Sürüm 17 de hâlihazırda yayındadır ancak bu yeni spesifikasyonun ve içindeki özelliklerin geliştirilmesinde sıkıntılar yaşanmakta olup, nihai hale gelme noktasında 6 aylık bir gecikme oluşmuş görünüyor. Bununla birlikte, Sürüm 17’nin 5G’nin ilerlemesini önemli ölçüde etkilemeyeceği düşünülmektedir, çünkü Sürüm 16 bir yana Sürüm 15’e tam anlamıyla uyum sağlayabilen işletmeci sayısı bile çok azdır.

Dünya’da ABD’de hizmet veren T-Mobile gibi ülke çapında bağımsız 5G hizmeti sağlayan çok az sayıda işletmeci bulunuyor. Yeni şebekelerin kurulması ve etkinleştirilmesi, bu konudaki ilk gerçek büyük standardizasyon engeli olacaktır. Bugün kullanılmakta olan birçok telefon cihazı zaten bağımsız 5G’yi desteklemekte olup uzunca bir süredir piyasada yer almakta ve işletmecilerin hizmet sunmasını beklemektedir.

5G’de 2021 Yılı ve Sonrasında Beklenenler

2021 yılı genel olarak birçok nedenden dolayı 5G için iyi bir yıl gibi görünmektedir. Yıl içerisinde daha fazla işletmeci, şebekelerini bağımsız hale getirecek ve daha iyi kapsama alanı ve kapasite oluşturacaktır. En büyük işletmecilerden biri olan Reliance Jio’nun 2021’in ikinci yarısında 5G şebekesini hayata geçirmeyi planladığı Hindistan gibi bazı ülkeler 5G ile ilk defa tanışacaklardır. Hindistan’ın 5G lansmanı, maliyet odaklı hareket eden 5G altyapı cihaz tedarikçilerine ve spot 5G akıllı telefon üreticilerine Open RAN gibi açık kaynak kodlu teknolojileri kullanarak elde edilen kardan pay alma fırsatı sunacaktır. Geçmişte 3G ve 4G’ye geçişlerde de yaşandığı üzere Hindistan’ın yeni teknolojilere adaptasyon sürecini yavaşlatan adımlarından biri hükümetin, frekans ihalelerinde yavaş hareket etmesidir. Pek çok büyük teknoloji şirketi, Hindistan’ın 5G büyümesinin geçmişteki geçişlere göre daha hızlı gerçekleşeceğine inanarak 2020 yılında Reliance Jio’ya 20 milyar doların üzerinde yatırım yapmış ve risk almış görünmektedir.

2021 yılı 5G deneyimini iyileştirmek için çalışan işletmeciler ve spot 5G akıllı telefon üreticilerinin yılı olacaktır. Bu husus MediaTek ve Qualcomm gibi donanım üreticilerinin en son yonga setleri ile AT&T, T-Mobile ve Verizon gibi işletmecilerin sunmayı planladığı hizmetlerde açıkça görülmektedir. Verizon’un hala çalışır bir şebekeye sahip olmamasına rağmen neden mmWave 5G teknolojisini pazarlamaya devam ettiği tam olarak anlaşılamasa da şirketin ortabant şebekesini hayata geçirdikten sonra mmWave’in fantastik potansiyeline ulaşacağını umduğu düşünülmektedir.

Bununla birlikte Verizon, yatırımcılarını artırma çalışmalarında “Ultra Genişbant” olarak adlandırılan mmWave 5G şebekesini geri plana atmış ve şirketin 60 MHz’lik kısmı 2021’in sonunda kalanı ise 2023’e kadar hayata geçirilecek CBAND spektrumunu da içerecek şekilde sunduğu tüm hizmetleri 5G adı altında birleştirmiştir. Şirketin bu şekilde bir mesaj vermesi en yüksek bandı 2 GHz’de çalışan bir şebeke için pek mantıklı ve gerçekçi olmadığından, Verizon’un en önemli 5G hamlesinin ortabant spektrumunda olacağı düşünülmektedir. Verizon ortabant dağıtım kapasitesini azaltmak için Açık RAN teknolojisi kullanacaktır ancak bu teknolojiyle tüm yerlerdeki bant genişliği ve hızlardan uygun şekilde yararlanmak için 3,7 GHz ve üzerinde yeterli şebeke yoğunluğunu nasıl elde edebileceği anlaşılamamakta ve bunun açıklanmasına ihtiyaç duyulmaktadır. T-Mobile’ın şebekesi zaten 2,5 GHz’de çalışmak üzere yoğunlaştırılmıştır ve yalnızca yeterli yoğunluğa sahip olduğu alanlarda CBAND spektrumunu dağıtacaktır. Verizon’un yukarı bağlantı kapsamını iyileştirmek için bazı düşük bant spektrumlarını yoğunlaştırması ve kullanması gerekeceği açıktır, ancak şirket yatırımcılarını artırma çalışmalarında bu düşüncenin ima edilmesinden bile kaçınmıştır.

Ortabantın büyük bir bölümünün bir çok işletmecinin bant genişliği ve kapasite için güvendiği birincil alan olacağına inanılmaktadır ancak özellikle iç mekân kapsama alanlarında 3,5 GHz kullanımı ile gelen bazı sorunlar olduğu da aşikârdır. Bu problemlerin çözümü için 3,7 GHz C-Band spektrumu satın alan Verizon ve AT&T gibi operatörler, daha yüksek frekans spektrumunun özelliklerini barındıracak kadar yoğun şebekeler oluşturmak amacıyla milyarlarca dolar harcamak zorunda kalacaklardır. Verizon, önümüzdeki üç yıl içinde 45 milyar dolarlık spektrumunu dağıtmak için ek 10 milyar dolar harcayacağını hâlihazırda belirtmiştir. Nokia gibi altyapı tedarikçileri, taşıyıcıların C-Bandına harcadığı 95 milyar dolar (maliyetler düştükten sonra) konusunda endişelenmeye başlamıştır.

Google’ın eski CEO’su Eric Schmidt bile Financial Times gazetesinde konuyla ilgili bir fikir yazısı kaleme almıştır. AT&T, Verizon ve dünyanın dört bir yanındaki diğer işletmeciler şebekelerini yoğunlaştırmak için zemin hazırlamaya çoktan başlamış olsalar da, daha da yoğunlaştırmaları gerekecektir. Bu durum yeni bölgelerde onay almak için yerel belediyelerle daha fazla işbirliği yapmak anlamına gelmektedir. Bunu gerçekleştirmek ise 5G’nin oluşturabileceği sağlık risklerine ilişkin yaygın olarak görülen temelsiz ve yanlış bilgileri göz önünde bulunduran işletmeciler için zor olabilecektir.

Dağıtım maliyeti ve işbirliği yapmayan belediyeleri ikna etme ihtiyacı, AT&T ve Verizon’un çok ihtiyaç duyduğu C-Band spektrumunun yayılmasını yavaşlatacaktır. Verizon ve AT&T’nin ortabant spektrumunda T-Mobile’ı yakalamaya başlamasının muhtemelen iki ila üç yıl süreceği öngörülmektedir. Verizon frekans ihalesinde C-Band spektrumunun A-Block isimli kısmının önemli bir bölümünü kazanmıştır ve bu bölüm yılsonunda boşaltılarak kullanıma hazır hale getirilecektir ancak T-Mobile bu tarihte orta bandı muhtemelen neredeyse tamamen kullanıma sunmuş olacaktır. T-Mobile etkili bir şekilde bir ila iki yıllık bir avantaja sahiptir ve AT&T ve Verizon’un C-Band spektrumuna harcadığı toplam 70 milyar dolar sayesinde, bu yeni bandın kullanımını agresif bir şekilde yaymak için onlar kadar fazla para harcamayacaktır. Verizon ve AT&T’nin yeni spektrum ve ek dağıtım maliyetleri için birlikte finansman sağladığı görülmektedir.

Daha önce de belirtildiği gibi, 2021 muhtemelen birçok işletmecinin 5G altyapısını bağımsız olmayan (NSA) yerine bağımsız (SA) şebekelere geçirdiği yıl olacaktır. Bağımsız olmayan 5G şebekeleri hala çoğunlukla 4G altyapısına bağlıdır. Bu durum gecikme sürelerinin ve hızların insanların 5G beklentileriyle aynı seviyede olmayacağı anlamına gelmektedir.

Ek olarak, şebeke dilimleme gibi özellikler bağımsız bir 5G şebekesi olmadan mümkün değildir. İşletmeciler 5G şebekelerinden en iyi şekilde yararlanmak ve kullanıcı deneyimini en üst düzeye çıkarmak istiyorlarsa, mümkün olan en kısa sürede bağımsız 5G şebekelerine geçmeleri gerecektir. Bazı işletmeciler şimdiden bağımsız 5G’ye geçiş yapmıştır. Bunlar arasında en bilineni, ABD’de ülke çapında bağımsız 5G şebekesine geçiş yapan ilk işletmeci olan T-Mobile’dır. Bağımsız 5G şebekeleri sonunda birden fazla spektrum bandı kullanmak gibi bir norm haline gelecektir. Bugün aynen 4G’de olduğu gibi, uzun vadede çoğu tüketicinin hangi bantları (düşük, orta veya yüksek) kullandıklarından tamamen habersiz olacağı da aşikârdır. 5G için taşıyıcı birleştirme, bugün 4G ile olduğu kadar yaygın bir hale gelecektir.

İşletmecilerin özellikle de Verizon ve AT&T’nin, sağladıkları 5G hizmetlerinde daha yaratıcı olmaları gerektiği düşünülmektedir. Özellikle de ortabant spektrumunun satın alınması ve dağıtılmasıyla ilgili 100 milyar dolarlık maliyetler düşünüldüğünde, Verizon’un 45 milyar dolar harcama isteğinin, işletmecinin bugün sahip olduğu mmWave + DSS 5G şebekesine olan güvenini gösterdiği görülmektedir.

Olimpiyatlar gibi büyük etkinlikler normalde yapıldıkları kapasitede gerçekleşmediğinden mmWave 5G altyapısı için talep muhtemelen gecikmiş bir talep olacaktır. Yine de mmWave 5G, buna çaresizce ihtiyaç duyan pazarlara yeni rekabet ve kapsama alanı getirebilecek rekabetçi ev genişbantı için sabit kablosuz erişim (FWA) gibi başka uygulamalara da sahiptir. Haneler bazında bu hususun hayata geçmesi tahmin edilenden daha uzun sürebilir, ancak o zamana kadar hava alanları, alışveriş merkezleri ve stadyumlar gibi yoğun nüfuslu yerler için mmWave 5G kullanılması gerekli olacaktır. Ayrıca mmWave sabit kablosuz bağlantısının ev genişbantı konusunda Verizon ve T-Mobile için büyük bir fırsat olacağı düşünülmektedir.

AT&T hâlihazırda oldukça büyük bir genişbant pazarına sahip olmasına rağmen, sabit kablosuz bağlantı, Comcast ve Charter’ın yerleşik olduğu yeni pazarlarda hala değerli bir fırsattır. Bununla birlikte, AT&T daha önce de mevcut genişbant işinde bu tür fırsatlara sahip olmasına rağmen fiyatlandırma veya bant genişliği açısından rekabetçi çözümler sunamamıştır. AT&T, sabit kablosuz genişbanttan bahsetmek yerine fiber işine daha fazla eğiliyor gibi görünmektedir ancak rekabetçi olmak istiyorsa, rekabetçi fiyatlarla rekabetçi hızlar sunması gerekmektedir. Sürüm 16 ile birlikte gelen yeni özellikler ve yeteneklerle, 5G’nin potansiyeli şu anda kavrayabildiğimiz her şeyin çok ötesine geçmektedir. Uydunun 5G’deki rolünün potansiyel olarak bağlantı açığını kapatmaya ve kırsal alanları genişbant çağına getirmeye yardımcı olabileceğine inanılmaktadır.

5G ayrıca otonom araçlar alanında daha fazla fırsat sunmaktadır. Herkes 5G’nin imkânlarının en çok kullanılacağı uygulamayı geliştirmek için büyük bir hevesle çalışmaktadır ancak kapsama alanı ve gecikmeler tüketicilerin artık taşıyıcılar arasındaki 5G kapsamını karşılaştırmadığı bir noktaya ulaşana kadar bu tür bir uygulamanın geliştirilmesi pek olası görülmemektedir. Çoğu tüketici gecikmelerin farkında olmasa da, kesinlikle hızlara dikkat edecektir.

5G şebekelerinden en iyi şekilde yararlanacak uygulamaların geliştiricileri, gecikme ve uç hesaplamayı önemseyecek olup, ürün tedarikçileri ve işletmecilerin uç bilgi işlem altyapısına yatırım yapmaya ve genel gecikmeyi azaltmaya yönelik çabalarını artırması gerekecektir. Bütün bunlara ek olarak altyapı ve cihazların da gelişmesi gerekecektir. Apple’ın 5G modemlerini yonga setlerine entegre etme planlarına bakılırsa şirket bu ihtiyacı net bir şekilde anlamaktadır.

Apple ve diğer büyük oyuncuların her mobil ürününde 5G modemlerin standart olması beklenmektedir. Bu durum daha önce imkânsız olan yeni bir hizmet çağını getirecek ve artırılmış gerçeklik ile sanal gerçeklik gibi diğer platformlara da yardımcı olacaktır. Şebeke dilimleme gibi teknolojilerin, şirketlerin, cihazların, bağlantıların ve hizmetlerin hepsinin tek bir ürün olarak sunulmasına izin verecek şekilde yeniden yapılandırılmasına imkân sağlayacağına inanılmaktadır.

Hâlihazırda teknolojik olarak bu noktaya yakın olunsa da, bağlanabilirlik maliyeti en azından ABD için hala çok yüksektir. Bu modelin gelecekte en başarılı olma ihtimali olan alan nesnelerin interneti (IoT) alanıdır. Bir telefona bağlanması gerekmeyen veya birinci sınıf bir premium hizmete abone olmanın ötesinde herhangi bir şey gerektirmeyen ücretsiz bir Spotify veya Apple markalı kulaklığın var olabileceği düşünüldüğünde gelecekte neyin mümkün olabileceğine dair basit bir öngörü oluşmaktadır. Bu uygulamalar hâlihazırda gerçekliğin çok ötesinde de değildir. Piyasada telefon aramalarını yanıtlayabilen ve müzik akışı yapabilen 4G LTE bağlantılı saatler bugün dahi bulunabilmektedir.

Özet

2020, 5G için tüm ölçümlerde muazzam bir büyüme ile çok yoğun bir yıl olmuştur. Teknoloji yine de çoğu tüketicinin ve işletmenin güvenebileceği bir noktaya tam olarak ulaşamamıştır. Pek çok şirket 5G konusunda sorumluluğu yöneterek insanların beklentileriyle gerçek arasındaki uçurumun daraltılmasına yardımcı olmaktadır, ancak gerçek şudur ki 4G gibi 5G de uzun vadeli bir evrim geçirecektir. 5G şu anda yürümeye başlayan bir çocuk aşamasındadır bu nedenle de tamamen yeni bir hizmet gibi algılanmamaktadır ancak hizmetin büyümesi ve iyileştirilmesi için hala çok sayıda fırsat bulunmaktadır. 5G’nin en büyük getirisi işletmeciler kendi bağımsız 5G şebekelerini kurduklarında ve şebeke dilimleme uygulamasını tamamen benimsediklerinde elde edilecektir. İşletmeciler şebekelerinden en iyi şekilde faydalanmaya odaklanmalıdır. 5G geleneksel cihazlar dışına genişlemekte olup, hizmetin kullanımı hücresel şebekelerde daha önce hiç görülmemiş bir ölçekte olacaktır..

Kaynak: BTK ve 2 SAG Anshel, Forbes, The State Of 5G In Early 2021, Pt. 2, 16 Mart 2021
https://www.forbes.com/sites/moorinsights/2021/03/16/the-state-of-5g-in-early-2021-pt2/